23 Ocak 2013 Çarşamba

RADYASYON NEDİR ?

RADYASYON NEDİR ?


Radyasyon, elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerjinin emisyonu veya aktarımıdır. Bilindiği gibi maddenin temel yapısını atomlar meydana getirir. Atom ise, proton ve nötronlardan oluşan bir çekirdek ile bunun çevresinde dönmekte olan elektronlardan oluşmaktadır. Eğer, herhangi bir maddenin atom çekirdeğindeki nötronların sayısı, proton sayısına göre oldukça fazla ise bu maddeler kararsız bir yapı göstermekte ve çekirdeğindeki nötronlar dönüşerek β- (negatron) yayarlar. Eğer protonlar, nötronlardan fazla ise protonlar dönüşerek β+ (positron) yayarlar. Atom çekirdeğinden ayrılan nöronlar ve protonlar kararlı olmayan atom çekirdeği gama (γ) ışını yayar. Ağır çekirdekler alfa(α) ışını(helyum çekirdekleri) yayabilir veya fizyon reaksiyona maruz kalabilirler. Bu tepkimelere maruz kalarak parçalanan maddelere ‘radyoaktif madde’, çevreye yayılan alfa, beta ve gama gibi ışınlara ise ‘radyasyon’ adı verilmektedir.


RADYASYONUN ZARARLARI

X ışınları, ultraviyole ışınlar, görülebilen ışınlar, kızıl ötesi ışınlar, mikro dalgalar, radyo dalgaları ve γ-ışınları elektromanyetik spektrumun farklı parçalarıdır. Elektromanyetik alanlar, frekans ve dalga boyları ile tanımlanır. X ışınları ve γ- ışınları çok yüksek frekanslarda olduğundan, oluşan radyasyon kimyasal bağları kırabilecek enerjiye sahiptir. Bu radyasyona iyonlaşan radyasyon denir.



İyonlaşabilen elektromanyetik radyasyonları, hücrenin materyali olan DNA’yı parçalayacak kadar enerji taşımaktadır. DNA’nın zarar görmesi ise hücreleri öldürmektedir. Bunun sonucunda doku zarar görür. DNA’da çok az bir zedelenme, kansere yol açabilecek kalıcı değişiklere sebep olur.

Radyoaktif kirleticiler özellikle insan, hayvan ve bitki sağlığına olumsuz etkiler yaparak çevreyi ve ekolojik dengeyi bozmaktadır. Ayrıca radyasyon, canlılarda genetik değişiklere de yol açmaktadır. Radyasyonun etkisi; cins, yaş ve organlara göre değişmektedir. Özellikle göz en fazla etkilenen organ olup, görme zayıflığı, katarakt ve göz uyumunun yavaşlamasına sebep olmaktadır. Deri ise, radyasyona karşı daha dayanıklıdır. Radyasyonun zararları genellikle zamanla ortaya çıkan bir etki olup, ani etki ancak atom bombalarının yol açtığı ölümler ve yüksek radyasyondaki yanmalar şeklinde kendini göstermektedir.

X ışınları ya da röntgen ışınları temas ettikleri maddelerin elektron kaybetmelerine yani iyonize olmalarına neden olan yüksek enerjili radyasyondur. Bu ışınlar tanı amaçlı kullanılan filmlerin çekilmesinde kullanılırlar. Doza bağlı olarak hücre bölünmesi ve genetik yapısında bozulmalara neden olabilirler. Röntgen ışınlarının da dahil olduğu iyonize radyasyona en hassas olan hücreler hızlı bölünen hücrelerdir bu nedenle gelişmekte olan fetus ve ona ait dokular bu ışınlardan en fazla zarar görmesi beklenilen yapılardır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta sadece ışın ile temas eden dokunun etkilenmesi ve bu ışınların vucüt içinde seyahat etmemesidir. Örneğin çekilen bir el filminde alınan ışınlar vücüt içinde ilerleyerek rahime kadar ulaşmaz.

HAMİLELİKTE RÖNTGEN ZARARLI MIDIR?


Tüm tanı ve tedavi yöntemlerinde olduğu gibi röntgen filmlerinin de potansiyel yarar ve zararları mevcuttur. Bu hem hamile olan hem de olmayan kişiler için geçerlidir.

İyonize radyasyon hızlı bölünen ve çoğalan hücreler üzerinde daha fazla tahrip edici etkiye sahip olduğu için gelişmekte olan fetus üzerinde de zararlı etkileri olabilir. Ancak bu etkilerin doz ve süreye bağlı olduğu unutulmamalıdır.

Radyasyona maruz kalınan gebelik haftasına göre olası etkiler şu şekildedir:

  1. Malfarmasyon ve prental ölüm: En duyarlı olunan dönem döllenmeden sonraki ilk 8 gündür. Bu dönemde alınan radyasyon gebeliklerin %50-75’inde düşüğe neden olurken bu düşüklerin çoğu beklenen adet kanamasından önce meydana geldiği için genelde fark edilmez. Öte yandan klinik olarak fark edilen gebeliklerdeki düşük oranı ise %15-20 civarıdır.
  2. Gelişme geriliği: En duyarlı olunan diğer bir dönem döllenmeden sonraki 8-56. günlerdir. Japonya’daki atom bombası faciasından sağ çıkanlarda yapılan incelemelerde gebeliklerinin bu döneminde yaklaşık 25 radyasyona maruz kalanlardan doğan bebeklerin daha kısa daha hafif ve kafa çaplarının daha küçük olduğu saptanmıştır.
  3. Nörolojik etkiler: En hassas olunan dönem döllenme sonrası 2-15 haftalardır. Yine atom bombasından sağ kurtulanlarda yapılan gözlemlerde en sık karşılaşılan anormalinin mikrosefali olarak adlandırılan kafanın küçük olması olduğu görülmüştür. Mikrosefali genellikle zeka geriliği ile birlikte görülür ancak radyasyona bağlı ortaya çıkan mikrosefali olgularının sadece %25’inde zeka geriliği saptanmıştır.
  4. Şiddetli zeka geriliği: En hassas olunan diğer bir dönem 8-15. haftalardır. Gebeliğin 8-15. haftalarında radyasyona maruz kalanlardan doğan bebeklerde alınan her rad başına %0.4 oranında şiddetli zeka geriliği ortaya gözlemlenmiştir. Hamileliğin 8-25 haftalarında radyasyona maruz kalan bebeklerde her 100 rad için IQ düzeyinde 25 puanlık bir azalma gözlenmektedir. Bu bebeklerde her 100 rad için IQ 25 puanlık bir azalma gözlenmektedir. Bu bebeklerde yaşamlarının sonraki dönemlerinde sara (epilepsi) hastalığına da daha fazla rastlanmaktadır.

Kanser: Radyasyonun en korkulan etkisi uzun dönemde ortaya çıkan kanserlerdir.


KAYNAK:

Exposure of the Pragnant Patient to Diagnostic Radiation A Guide to Medical Management Second Edtion, by Louis K Wagner, Richard G. Lester and Luis R. Saldana, 1997, Medical Physics Publishing, madison, Wisconsin


JAPONYA’DAKİ DEPREM


Japonya’daki depremin ardından zarar gören nükleer santraller ile ilgili kaygılar büyüyor. Nükleer santrallerden kaynaklanan radyasyon insan sağlığına kısa ve uzun vadede zarar veriyor.

Radyasyonun sağlık üzerindeki etkileri kısaca şöyle:

Tokyo civarındaki radyasyon seviyesinin 1000 milisievertten az olduğu bildirildi. Bu miktarın normalinden 10 000 katı fazladır.

Bir diş röntgeni 10 milisieverte denk gelmektedir.

İnsanlar zaten doğadan belli miktarda radyasyon alıyor. Uçak seyahati, rutin çene ve diş röntgenleri; MR, tomografi gibi yollardan da radyasyon alıyor. Uçus rotasına göre 40 bin feet yükseklikteki bir uçuş saatte 3 ile 9 milisievert radyasyona yol açıyor.

Genel olarak bir insan bir yılda hava ve topraktan 1 ile 10 milisievert radyasyon alıyor.

Tüm vücudun bilgisarlı tomografisi 20-30 milisievert, tek bir organ tomografisi 10 milisievertten az radyasyon alıyor. Radyasyonda Sievert birimi kullanılmakta ve bir insan dokularından emilen miktarı belirtiyor. Bir sievert=bin milisievert ediyor.

ABD Çevre Koruma Kurumuna göre milisievert birimiyle farklı radyasyon seviyeleri ve bunun insan sağlığı üzerinde muhtemel etkileri şöyledir:

50-100 milisievert radyasyona maruz kalmak kanın kimyasını bozuyor.

500 milisievert: Saatler içinde bulantıya yol açıyor.

700 milisievert: Kusma

750 milisievert: 2-3 hafta içinde saç dökülmesi

900 milisievert: İshal

1 000 milisievert: Kanama

4 000 milisievert: Tedavi uygulanmadıysa 2 ay içinde muhtemel ölüm.

10 000 milisievert: Bağırsaklarda tahribat, iç kanama, 1-2 hafta içinde ölüm.



5. HAZIRLAYAN: Uzm.Dr.Kamuran Kuş   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder