25 Haziran 2013 Salı

Nasıl hissediyorsunuz?

Nasıl hissediyorsunuz?


Şu an nasıl hissediyorsunuz?

İki saat önce nasıl hissediyordunuz?

Ve bu sabah uyandığınızda nasıl hissediyordunuz?

Gün boyunca hislerinizin hep aynı kaldığını söyleyebilir misiniz?

Hisleriniz geçiciyse ve gün boyunca, her geçici olayla birlikte değişime uğruyorlarsa, o zaman kendinizi ve durumları kontrol etmeniz mümkün mü? Nasıl huzur içinde olabilirsiniz ki?

Biri beni övdüğünde, kendimi mutlu, güvende, değerli hissedebilir ve hatta kendimi beğenebilirim bile, ancak ertesi gün aynı kişi beni eleştirdiğinde, hakarete uğramış, cesaretim kırılmış ve depresif hissedebilirim. Bir durumun kölesi bile olabilirim – bugün havanın güneşli olacağını bekliyordum, ama tam tersine, yağmur yağıyor ve ben mutsuz oluyorum. Ancak dünkü kişiyim ben! Başkalarının ruh durumumuzu belirlemelerine izin verirsek, mutluluğumuz ve öz değerimiz onlara bağımlı olur. Zihnimizin her dakika değişmesine izin verirsek, nasıl istediğimiz gibi kararlı ve hoşnut olabiliriz?

 
Bazen belli bir duyguya tepki verirken doğru davrandığımızı belirtmek için içgüdüsel duygularımızdan bahsederiz. İçgüdüsel olduğu için bu tepki illa da doğru olmak zorunda değil. Çoğu zaman içgüdüsel duygumuz aklımızın değil, bilinçaltımızın yansımasıdır. Ve biz meditasyon yaparak bilinçaltımızı temizlemek için gereken zamanı ayırmadıysak, ortaya çıkan olumsuz düşünce ve duygular tarafından eziliriz. Her duygu bir düşünceyle başlar. Düşüncelerin yaratıcısı olan zihin her an renklerini değiştiren bir bukalemun gibidir. Durmadan zihnin içinden geçen sayısız düşünce, soru, fikir ve yargılar arasında gerçek rengini belirlemek çok zordur. Problem şudur ki, düşünce tepkilerimiz o kadar alışkanlıklarımıza bağlılar ki, onları neredeyse fark etmeyiz.

Ancak zihninizi bir gün boyunca yakından izlerseniz, mutsuz bir durumun öncesinde zihinden olumsuz bir düşünce geçmiş olduğunu ve mutlu bir durumun da olumlu düşünceler tarafından yaratıldığını görürsünüz. Olumsuz düşünceler yerine iyi ve olumlu düşünceler yaratmanın bize yararı var, çünkü örneğin, birini sevmediğimizde, duygularımız yüzümüz ve davranışlarımız tarafından dışa vurulur. Onlar bizimle bir araya geldiklerinde, ruh durumumuzu hisseder ve bizden binlerce kilometre uzaklıkta olsalar da, titreşimlerimizden etkilenirler.


İyi duygular yarattığımızda, sadece kendi ruh halimizi değil, etrafımızdakilerin ruh hallerini de düzeltebiliriz; herhangi bir durumda, çoğu zaman herkes için daha iyi bir sonucu amaçlayarak, etraftaki atmosferi etkileyebiliriz.

 
Bir düşünce ile duygularımızı değiştirebiliriz. Ve daima güçlü düşüncelerle mutlu ve hoşnut kalabiliriz.

 
Zamanı geldi… En saf yönümüz olan asıl ve gerçek doğamızla iletişime geçmenin zamanı geldi. İçsel gücümüzü tekrar kazandıkça, kendi düşünce ve duygularımızın efendileri oluruz. Etrafımızda olup bitenlerin etkisi altında kalmadan arzuladığımız ruh halimizi seçebiliriz. Sonuç olarak, duygularımızın efendisi olma yolunda ilerlerken, yağmur yağsa da, güneş açsa da huzur ve mutluluğu elde edebiliriz.

http://www.meditasyonyapalim.com/default.aspx?pid=86608

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder