26 Haziran 2013 Çarşamba

Ben kimim?

Ben kimim?


Bugünlerde kimlik konusundaki düşünceleriniz değişiyor mu?

Bir kımıldanma, bir kariyer değişikliği yapmak için bir şeyler hissediyor musunuz veya çocuklar yuvayı terk mi ediyor?

Kendiniz için gönülden ve daha anlamlı birşeyler yapmanın belli belirsiz duygularına sahip misiniz?

Yaşam amacınızı yeniden değerlendiriyor musunuz?


Değişiklik genel olarak, sıkıca tutunduğum üzerimdeki bedensel kimlik duygusuna olan bağı gevşetir. Kendimi nasıl düşündüğüm ile ilgili bilinen etiketler değiştiği için gerçekten kim olduğum hakkında şüphe duyarım ve kendimi nasıl bulacağım bulanıklaşır. Böylesi bir belirsizlik hali bir yerde şanstır, çünkü bu durum yeni bir açıklıkla benim gerçek kimliğimi araştırmama sebep olur. Ve böylece doğal bir şekilde daha yüksek bir farkındalık durumuna doğru kayarım.

 
Raja Yoga meditasyonunda “ben” ve düşünceler önemlidir. Bu yüzden öncelikle “ben”in kim olduğunu bilmek gereklidir. Ayrıca düşüncelerin nasıl oluştuğunu ve nereden geldiğini anlamak da Raja yoga meditasyonu için gereklidir.


Ben Kimim? Düşünceler mi, beden mi, yoksa başka birşey mi? Düşünceleri yaratan benim. Olumlu ya da olumsuz, gerekli ya da gereksiz düşünceler üreten benim. Bedeni hareket ettiren, ona can veren benim. Öyleyse ben; düşüncelerden ve bedenden ayrı bir varlık, bir enerjidir.


Ben; ebedi, maddi olmayan ve gözle görülmeyen bir ışık ve enerji noktasıdır. Raja Yoga meditasyonunda bu ışık noktasına ruh adı verilir. Bedeni hareket ettiren ve düşünceleri yaratan ruhtur.


Ruhun üç tane organı vardır: Zihin, Akıl ve Kişilik. Bunlara ruhun fonksiyonları da denir ve bu üç organ birbiriyle bir işleyiş halindedir.


Zihin

Zihin; düşüncelerin ve duyguların oluştuğu yerdir. Zihne kişilikten ve dışardan sürekli düşünce üretmeye yarayan girdiler gelir. Zihin 24 saat düşünce üretir. Eylemlerin kaynağı düşüncelerdir. Düşünceler tohum gibidir. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Olumlu düşünceler olumlu eylemlere ve olumsuz düşünceler olumsuz eylemlere dönüşür. Eylemler de alışkanlıklara dönüşür. Alışkanlıklar karakterimizi belirler ve karakterimiz de kaderimiz olur.Zihin yaramaz bir çocuk gibidir. Onu-bunu isteyen, oraya-buraya koşturan yaramaz bir çocuk. Bu yaramaz çocuğu idare edecek dirayetli (güçlü) bir anne-babaya ihtiyaç vardır. İşte bu anne-baba akıldır.


Akıl


Akıl; karar veren, seçim yapan, anlayan ve muhakeme eden organdır. Aklın fonksiyonlarını bilmek ve onları uygulamak beni yani ruhu güçlü kılar. Güçlü bir ben için güçlü bir akla ihtiyaç vardır. Düşünceler için akıl bir süzgeç gibidir. Gerekli ve gereksizl olanı ayırt eden, olumlu ve olumsuzları seçen bir süzgeç. Akıldan geçen düşünceler, ben, ruh için faydalı ve olumlu olan düşüncelerdir ve bana zarar vermezler.


Kişilik

Düşünceler akıldan geçtikten sonra eyleme dönüşür. Eylem, beden aracılığı ile söz, davranış ve tutumlar şeklinde ifade edilir. Her eylem ruhta bir iz bırakır. Bu izler derinleştikçe,yani eylemler tekrarlandıkça alışkanlıklar oluşmaya başlar. İşte bu noktada kişilik dediğimiz organ devreye girer. Alışkanlıklar; hatıralar ve duygular olarak kişilikte oluşmaya başlar. Bunlar da karakteristik özelliklerimizi oluşturur. Ve bu özellikler temelinde kişilikten zihne düşünceler gitmeye devam eder.


Bu işleyiş bir döngüye benzer. Sonsuz, hiç durmayan bir döngü...Bu döngüyü değiştirirsem, ruh da değişmeye başlar...Ve ben değişirsem, dünya değişir. Dünyaya bakış açım değişir. Bendeki olumlu değişiklik ilk önce yakın çevreme ve daha sonra yaşadığım topluma yansır. Olumlu bir ben olumlu bir dünya için ilk adım olacaktır.

http://www.meditasyonyapalim.com/default.aspx?pid=30816

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder