12 Aralık 2014 Cuma

En Korkunç 10 Ortaçağ İşkence Aleti

En Korkunç 10 Ortaçağ İşkence Aleti  

İşkence, günümüzde de devam eden eski bir uygulama. Orta çağlarda işkence cezalandırma, sorgulama ve caydırma için kullanılıyordu. Ortaçağlarda kullanılan işkence aletlerini gördüğünüzde o dönemde yaşamanın ne kadar acı verici ve zor olduğunu daha iyi anlayacaksınız. İşte karanlık çağın en karanlık işkence aletleri:
10
Kafa Ezici
10
Kafanın üst bölüme yerleştirilmesinin ardından çene alt kısma koyulur üstteki vida yavaşça sıkıştırılır. İlk olarak dişler ve çene parçalanır. Daha sonra gözler yuvalarından fırlar. Son olarak ise kafatası çatlamaya başlar ve içindekiler bu kırıklardan dışarı dökülür.
9
Kedi Patisi
9
Genelde işkencecinin elinde takılı olan bu pati, kurbanın vücudunun herhangi bir yerindeki etini kemikten ayırmak için kullanılıyordu.
8
Diz Bölücü
8
Engizisyon döneminin popüler işkence aracının ismi ve görüntüsü herşeyi anlatıyor: dizleri böl ve onları kullanılmaz hale getir. Dikenli iki odun parçasından oluşan diz bölücü, kurbanın dizinin ön ve arkasına yerleştirilerek kullanılırdı. Vidaların sıkıştırılması ile birbirine kenetlenen bu iki blok dizi ikiye ayırıyordu. Bu alet kurbanın diğer bölgelerinde de kullanılabiliyordu.
7
Çöpçünün Kızı (Scavenger’s Daughter)
7
Çöpçünün kızı, Londra Kulesinin Teğmeni William Skevington tarafından icad edilmiştir. Metal bir çerçeveden oluşan aletin ortasına resimdeki gibi oturtulduktan sonra çerçeve kurbanın ağzından ve burnundan kan gelinceye kadar sıkıştırılmaya devam ediliyordu.
6
Judas Sandalyesi
6
Bu prosedür orta çağdan günümüze kadar değişmeden geldi. Yukarıya asılı olan kurban yavaşça piramidin sivri kısmına doğru halatlarla indiriliyordu. İşkenceyi uygulayanın zevkine kalmış olarak kurbanın cinsiyetine göre anüs veya vajinasına ya tam vücut ağırlığı uygulanır ya da sadece az baskı uygulanırdı.

5
İspanyol Eşeği
5
İspanyol eşeği, tepesi sivriltilmiş tahta bir bloktan oluşuyordu. Kurban çıplak olarak sivri kısma eşeğe biner gibi oturtuluyordu ve ayaklarına ağırlık bağlanıyordu. Bu ağırlılar kurbana uygulanmak istenen cezaya göre arttırılıp azaltılabiliyordu.
4
Tıkama Armudu (Choke Pear)
4
Bu alet oral veya rektal olarak kullanılabiliyordu. Ağıza yerleştirilen bu aletin kanatları maksimum seviyeye kadar açılıyordu. Sokulan yer tedavi edilemeyecek kadar hasar alır ve çoğunluğu ölümle sonuçlanan sakatlıklara sebep olurdu.
3
Kurşun Süzgeci
3
Kurşun süzgeci aslında bir sapın ucuna takılı süzgeçten oluşuyor. İki yarısı da ayrılabilen bu aletin alt yarısının içine erimiş metal, kaynar su veya yağ dolduruluyordu. Daha sonra delikli kısmı takılıyordu. Süzgeci kurbana doğru sallayarak veya titreterek kurban, aletin içindeki kaynar sıvılara maruz bırakılıyordu.
2
Göğüs Koparıcı
2
Bu alet hem ceza hem de sorgulama için kullanılıyordu. Genellikle cezalandırma için ateşte kızdırılıp evlilik dışı çocuk sahibi olan kadınları işaretlemek için kullanılıyordu. Kıskaçlar sıcak veya soğuk olarak çıplak göğüse uygulanırdı ve göğüsleri kanlı et parçalarına çevirirdi.
1
Timsah Makası
1
Timsah makasları hükümdarları öldürmeye çalışan ve öldürebilen vatan hainlerini cezalandırmak için kullanılırdı. Pense mantığından yola çıkan bu makasların iç kısımları ise sivri jiletlerle doluydu. Ateşte kızartılan bu demir makas ile kurbanın penisi koparılıp ciddi kan kaybına yol açıp ölüme sebebiyet verirdi.
 
http://www.listemiste.com/en-korkunc-10-ortacag-iskence-aleti.html

10 Aralık 2014 Çarşamba

Tarihteki En Korkunç İdam Cezaları

Tarihteki En Korkunç İdam Cezaları  

Son zamanlarda yaşanan çocuk cinayetlerinden sonra idam cezası yeniden mi çıkmalı diye tartışmalar yapılmaya başlandı. 2002 yılında Avrupa Birliğine uyum yasaları kapsamında kaldırılan idam cezasına yeniden geri dönülebilir mi? Bu Avrupa Birliğine girmek için uğraşan bir ülkenin idamı olur herhalde …  Listemizde  tarih boyunca uygulanan en  korkunç idam cezalarını bulacaksınız.
10
Gömme
Çağlar boyunca tüm dünyada yaygın olarak kullanıldı. Örneğin, Hindistan’da kadınlar boyunlarına kadar kuma gömüldü ve kafası güneşte pişmek üzere terk edildi. Arap ülkelerinde de yaygın biçimde kullanıldı.
9
Ezilmek
Ortaçağ Avrupa’da  idam cezasına çarptırılan kimsenin üzerine ağırlıklar koyarak öldürülüyormuş. Eziliyorlar ya da nefes alamadıkları için ölüyorlarmış. Bu yöntemde mahkumun ne zaman öleceği de cellata kalmış durumdaydı. Güney Amerika’da Aztekler mahkumun kafası taşla ezerek öldürüyorlardı.
8
Kaynatma
Ortaçağ’da popüler olan bu yöntemle ya mahkum içi kaynar su dolu bir  kazanın içine konur ve burada haşlanmaya bırakılırdı veya soğuk suyun içine konulup yavaş yavaş ısınan suyun içinde acı verici bir ölüme mahkum edilirdi. Bu Yöntem özellikle Kral Henry VIII ‘nin saltanatı sırasında uygulanmış bir yöntemdi.
7
Fillere Yem Etme
Bir başka ezilme şekli de Hindistan’da uygulanıyordu. İnsanlar fillerin arasına atılıyor ve filler insanları ayaklarıyla parçalıyorlardı.
6
Tekerlek
Tekerlekler tarih boyunca çok değişik biçimlerde kullanıldı. Örneğin, kişi özel yapılmış dev bir tekerliğin dış kenarına bağlanıyor ve sivri kazıkların ya da bir tepenin üzerinden aşağı yuvarlanıyordu. Bu şekilde de uzun ve sancılı bir ölüm onu bekliyordu.
5
Kazığa oturma
Bilek kalınlığında bir kazık, mahkumun kuyruk sokumundan başlayarak ensesine kadar sokulurdu. Kazığın omurilik ve iç organlara zarar vermemesine özen gösterilirdi çünkü mahkumun maksimumda acı çekmesi isteniyordu. Ardından kazık mahkumla birlikte dikilir ve mahkumun ölmesi günler sürerdi.
4
Ling Chi Yöntemi
Ling Chi yönteminin kelime manası : Yavaş yavaş doğramak demek. Çin’de 1905 yılına kadar uygulanan bu idam yönteminde mahkumun kolları, bacakları ve gövdesi teker teker kesilirdi. En son olarak kafası kesilip , kalbinden bıçaklanarak da öldürülürdü.
3
Ushizaki
Japonlar tarafından uygulanan bu idam yönteminde  mahkumun bacakları farklı 2 boğaya bağlanırmış ve  bu şekilde mahkum bacaklarından 2′ye parçalanarak ölürmüş. Bunun bir diğer yöntemi de İki ağaçla ikiye ayırma yöntemi. Bunda da  mahkumun bir kol ve bacağı bir ağaca, diğer kol ve bacağı da diğer ağaca bağlanırmış. Ağaçlar bırakılınca da mahkum gerdirilmiş olur ve acı içinde ölürmüş. Bunun at versiyonuna da tarihte rastlanmaktadır.
2
Demir Bakire
İngiliz kültürünün değişmez ikonlarından biri. Bu method tarihte İspanyolları sorgulamak için kullanılıyormuş. Sadece 1 kişinin içine girebileceği demir bir tabut yapılıyor. Bu tabutun içinde demir kazıklar var. Mahkum, bu tabutun içine girince, tabutun kapağı yavaş yavaş kapatılırken  bu demir kazıklar mahkumun kafasına ve kulaklarına giriyor. Gerçekten tarihin en cani yöntemlerinden biri de bu olsa gerek.
1
Demir kap
Bu diğerleri içerisinde en korkunç olanı. İçine fareler doldurulan büyükçe demir bir kap, açık olan ağzı karın bölgesine gelecek şekilde mahkumun vücuduna yerleştiriliyor. Ardından bu kap ısıtılmaya başlanıyor. Fareler can havliyle mahkumun karnını kemirip kaçacak yer arıyor. Oysa onların da kaçacak yeri yok .Bu şekilde  mahkumun  iç organları fareler tarafından kemiriliyor ve bir süre sonra herkes ölüyor.
 
http://www.listemiste.com/tarihteki-en-korkunc-idam-cezalari.html

8 Aralık 2014 Pazartesi

Ortaçağ Hakkında 10 Efsane

Ortaçağ, Kavimler göçü ile İstanbul’un fethine kadar süren zaman dilimini kapsamaktadır. 5.yy’dan 16.yy’a kadar olan bir dönemi kapsayan ortaçağ toplamda 1,100 yıl sürmüştür. Ortaçağ Avrupa tarihinin 3 bölüme ayrılışının ortada kalan kısmına denir. Ortaçağ’dan sonraki kısım Modern Zamanlar, önceki kısım da Antik Çağ zamanlarıdır. Günümüzde Orta Çağ hakkında bildiğimiz bir çok bilgi aslında sadece birer efsaneden ibaret. Bu liste Ortaçağ için  ortaya atılan efsaneler ve onların gerçek versiyonlarıyla ilgili.
10
İdam Cezası
Efsane: Ortaçağ ‘da idam cezaları oldukça yaygındı
Birçok insan ortaçağ’da idam cezalarının yaygın olduğunu düşünmesine rağmen , Ortaçağ ilk jüri sistemine ve yargılamaya geçiş dönemini temsil eder. Aksine Ortaçağ’da idam cezaları sadece ağır cezalar işlemiş olanlar için bir cezalandırma yoluydu (cinayet, kundakçılık, hainlik). Hatta idam cezası Boleyn kızı I. Elizabeth ‘in 16. yy.’da kraliçe olmasıyla daha çok yaygınlaştı. 1. Elizabeth, idam cezasını Protestan olmayanları cezalandırmak için kullanıyordu. Ayrıca o dönemlerde idam cezaları , filmlerde izlediklerimizin aksine toplum içinde kafa kesme şeklinde yapılmıyordu, en yaygın yöntem cezalının asılmasıydı. Yakma, çok ender olarak kullanılıyor, ancak asılan insanlar daha sonra yakılıyorlardı.
9
Kilitli İncil
Efsane: Ortaçağ’da incil halktan saklanıyordu.
Gutenberg’e kadar Ortaçağ boyunca tüm belgeler elle yazılmak zorundaydı. Bu iş oldukça zahmetli bir işti ve incil gibi uzun bir kitabın yazılması aylar alıyordu. Bu kitaplar  güvenli olması açısından papazlara veriliyor, papazlar da İncili  manastırda saklıyorlardı. Bu kitaplar , oldukça değerliydiler, ve her kilisede halkla paylaşılması için mutlaka 1 incilin bulunması gerekiyordu. Bu nedenle incil manastırda kilit altında tutuluyordu. Ancak incilin kilit altında tutuluyor olmasının nedeni onu halktan saklamak değildi, aksine kiliseye gelen halkı incil konusunda bilgilendirmek için kilise incili garanti altına almıştı. O dönem okuma yazma bilmeyen insanların da çoğunlukta olduğu düşünülürse , bir çok insan hergün kiliseye gelip, incili papazdan dinlemekle yetinmek zorundaydı. O dönemde incilin çok az sayıda kopyası olduğundan dolayı sadece Katolik kilisesi değil, protestan kilisesi de incili kilit altında bulundurmak zorundaydı.Kaynak
8
Halk Açlıktan ve Sefaletten Ölüyor muydu?
Efsane: Köylüler yoksuldu ve açlıktan ölüyorlardı
Bu tamamen yanlıştır. Ortaçağ’da köylülere hergün yulaf ezmesi, ekmek ve bira veriliyordu. Ayrıca hergün et, peynir, meyve ve sebzelerden yiyebilme şansına da sahiptiler. Tavuk, ördek, kaz, güversin ve diğer kümes hayvanlarını köylülerin akşam yemek  sofralarında görmek pek olağan birşey değildi. Ayrıca bazı köylüler kendi arılarından kendi ballarını üretilme özgürlüğüne bile sahiptiler. Bana soracak olursanız Mc Donald’sı mı yoksa Ortaçağ köylü sofralarını mı tercih edersin diye seçimim kensinlikle daha sağlıklı ve asla fakir gözükmeyen köylü sofralarından yana olacaktır. Ortaçağ’a bakıldığında o dönemde insanların sebze ve meyvelere daha düşkün olduğu daha sonraları ise ete olan düşkünlerinin arttığı gözüküyor. İngilizce ancak Wikipedia’da bu konuda ilginç bir makale bulunuyor. Öğrenmek için
7
Saman Çatılar
Efsane: Köylülerin evlerinin çatıları samandan yapılmıştı ve hayvanları burada yaşıyorlardı
Ortaçağ yapılarına baktığımız zaman, o dönem evlerin çatıları sıkı hasırlarla örülmüştür. Yani sanılanın aksine evlerin tepesine bir tomar saman atılmamıştır. Ayrıca Ortaçağ’da saman çatılar sadece köyülere ait evlerde değil, kalelerde ve soyluların evlerinde de kullanılıyordu. Şuanda halen birçok İngiliz köyünde çatılar samandan yapılmakta ve bu şekilde kullanılmaktadır.
6
Kokan İnsanlar
Efsane:Ortaçağ’da insanlar banyo yapmıyorlar, bu yüzden de kokuyorlardı
Ortaçağ’da kiliseler tütsü yakıyorlardı. Aslında efsane de işte tam olarak burdan çıkıyor. Bildiğiniz gibi tütsü pis kokuları içine çeker. Ancak kilisenin tütsü yakmasının nedeni sanılanın aksine pis insan kokusunda değil, sadece kilisenin günlük ritüelinden kaynaklanıyordu. Aslında tütsü ritüeli kiliseye, yahudilerden geçmiş bir alışkanlıktı. Yahudiler kendilerini tanrıya sunarlarken tütsü yakıyorlardı. Kokma konusuna geri dönecek olursak; OrtaÇağ’da her kasabada banyo evleri bulunuyordu. Hijyen ve temizlik sanılanın aksine çok önemliydi. Bazı insanlar hergün, bazıları da daha az yıkanıyolardı. Sıcak suları vardı. Fransızlar bu dönemi latince şu şekilde açıklıyorlardı: Venari, ludere, lavari, bibere; Hoc est vivere! (avlan, oyna, yıkan, iç… işte hayat bu!)
5
Köylülerin Hayatı
Efsane: Köylüler en ağır işi yapan kısımdı.
Ortaçağ’da yiyecek sağlamanın tek şartı toprağı biçmekti. Onun dışında dini ve dini olmayan birçok festival ve kutlamaları oluyordu. Bu kutlamalarda da dans ediyorlar, içiyorlar ve oyun oynuyorlardı. Ozamanlarda oynanan birçok oyun halen oynanıyor (satranç, dama vs). Evet bunlar belki playstation  kadar zevkli olmayabilir. Ancak köyülülerin çok ağır şartlarda yaşamadıklarını da tahmin etmemiz çok zor olmasa gerek.
4
Heryerde Şiddet
Efsane: Ortaçağ’da heryerde şiddet vardı
Tabiki Ortaçağ’da da şiddet yaşanıyordu(Herzaman yaşandığı gibi) Ama o dönemde yaşanan şiddetle modern zamanların şiddeti kıyas bile kabul edilemezdi (Stalin, Hitler, Mao). Yine filmlerde gördüğümüzün aksine Engizizasyon mahkemesinin kararları, modern zamanların soykırımları ve seri katilleri kadar vahşet içermiyordu. Biraz ironik ama Bunların hepsi “Aydınlanma” ile ortaya  çıkan kavramlardır. Ortaçağ döneminde sadece kayıtlı 2 seri katil olayı ortaya çıkmıştı (Elizabeth Bathory ve Gilles de Rais). Burdan da anlaşılabileceği gibi Engizizasyon mahkemeleri çok az ölüm kararı veriyordu. Kayıtlarda 160 yıl içerisinde 45.000 davadan sadece 826 tanesi idam cezası almıştı.
3
Ezilen Kadınlar
Efsane: Kadınlar Ortaçağ’da eziliyorlardı.
1960′lı ve 70′li yıllarda OrtaÇağ’da kadınların eziliyor olma fikri oldukça popüler bir yaklaşımdı. Ancak bu doğru değildi. 1400′lü yıllarda yaşamış olan Jan Dark adındaki genç Fransız Katolik Azizesi Fransız ordusunun başındaydı. İngilizlere karşı Fransızları koruyan Jan Dark , ölümünden tam 5 yüzyıl sonra azize ilan edilmiş olsa da o dönemde bir ülkenin ordusunun başında bir kadının oluyor olması , kadınların Ortaçağ döneminde ezilmediğinin en büyük göstergesi olmalı. Ayrıca o dönemde yine çok yönlü kişiliğiyle azize ilan edilen Hildegard von Bingen’ı da unutmamak gerekiyor. Hildegard von Bingen o dönemde kadınların seks hayatları hakkında yaptığı çarpıcı açıklamaları ve besteleri ile de çok önemli bir kişi sayılmaktadır.Kaynak
2
Dünya Yuvarlak değil, Düzdür
Efsane: Ortaçağ’da insanlar dünya’nın şeklinin düz olduğuna inanıyorlar ve Dünya merkezli bir güneş sistemi modeline inanılıyordu
İnsanlar dünya’nın evrenin merkezinde de olduğuna inanmıyorlardı. İncil’e göre güneş sabit duruyordu, dünya’nın şekli de düz tepsi şeklindeydi. Bunun aksini düşünenler ve söyleyenlerin cezası ateşte yakılmaktı. Ölümcül bir hastalığa yakalanan Kopernik’in artık kiliseden korkusu kalmadığı için teorisini Papaya açıklamaya karar verdi. 1540 yılında Kopernik’in güneş’in sabit durmadığı hakkındaki teorisi kitap olarak basıldı. Böylece Batlamyus’un Güneş’in sabit durma teorisi de geçerliliğini yitirmiş oldu. Kaynak
1
Cahil ve Bilgisiz
Efsane: Ortaçağ’da insanlar cahil ve bilgisizlerdi
Amerikan filmlerine ne kadar teşekkür etsek az. Sayelerinde hepimiz Ortaçağ insanlarının  cahil ve bilgisiz olduğunu düşünüyoruz. Aslında bu da efsaneden başka birşey değil. Aslında Ortaçağ’da müzik, edebiyat, resim alanında çok başarılı işler çıkartılmıştı.Boethius, Boccaccio, Dante, Petrarch, ve Machiavelli buna verilebilecek en iyi örnekler. Evet o dönemde kullanılan ilaçlar ilkel ilaçlardı ancak günümüz teknolojilerinin tohumları ta ozamandan atılmışlardı.

http://www.listemiste.com/ortacag-hakkinda-10-efsane.html

7 Aralık 2014 Pazar

İnsanoğlu’nun 10 Dönüm Noktası

Mantıklı Düşünme
Çoğu hayvan gibi biz de bunu becerebildik. Şu bitkiyi yediğimizde hastalanır ölürüz, şurdan düşersek ölürüz gibi basit mantıklı çıkarımlar bizi bugünlere getirdi.
9
Taştan Aletler
Ahşaptan ve yapraklardan aletler dayanıksız oluyordu. Taştan yapılan aletler hem daha dayanıklı hem de daha gelişmişlerdi. Beynimizi kullanabilmemiz sayesinde hayvanlardan daha iyi aletler yapıp daha çok avlanabildik, bu da yemek depolamaya ve daha fazla hayatta kalmaya yaradı.
8
Ateş
Ateşi yakmayı becerebilen yeryüzündeki tek canlı olarak atalarımız ateşin ısınmaya yaradığını ve pişirilen yemeklerin daha kolay yendiğini ve daha güvenli olduğunu keşfettiler. Bu da çene ve dişlerimizin azalmasına yol açtığı gibi beynimizin de büyümesine yol açtı. Ateş bulunduktan sonra beyin büyüklüğümüz bir öncekinden yaklaşık 2 kat fazlaydı.
7
Evcilleştirme
Bazı insan toplulukları bazı hayvan ve bitkileri aramak yerine onları etraflarında tutmayı ve yetiştirmeyi becerdiler. Bu daha çok boş zamanın, daha çok düşünmeye ve üretmeye, yazının gelişmesine, kocalık ve aile kavramlarının ortaya çıkmasına ve ticarete olanak tanıdı. Aynı zamanda herkesin avlanmaya gidip yemek toplamaktan vazgeçildiği için herkes tek bir iş yaparak uzmanlaşmayı da sağlamış oldu. Nüfus patlaması da bu dönemde ortaya çıktı. Dolaylı yoldan iyi bir etkisi ise evcilleştirilmiş hayvanlar insanları hasta etti bu da bağışıklık sistemimizin gelişmesini sağladı.
6
Tekerlek
Yaklaşık 6000 yıl önce icat edilen tekerlek başlarda yol yetersizliğinden çok az kullanılsa da sonrasında insanlar yollar yapmaya başladılar. Aynı zamanda bu buluş yel ve su değirmenlerinin de icadına yol açtı bu da tarımda harcanan eforun yarıya düşmesini sağladı. Aynı zamanda bu icat başka bir sürü icada da yol açtı hala arabalarda ve uçaklarda bunu kullandığımızı düşünürsek ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.

5
Matematik
Lisede nefret etsek ve bu bilgiler hayatta ne işime yarıycak diye ukalalık yapsak da şu an olduğumuz yerde olmamızın en önemli sebeplerinden biri matematiktir. Öncelikle ticarette satılan ürünler alınan ürünler için faydalı olsa da matematik daha sonra mühendisliğe giden yolu açacak ve modern bilimin öncüsü olacaktı.
4
Metal İşçiliği
Altın, bakır bronz ve sonrasında demiri manipule etme yeteneği insanoğlu’na daha iyi tarım aletleri, silahlar ve korumalar yapmasına yol açtı. Sonrasında keşfettiğimiz çelik ise şu an dünya’nın her yerinde yapılıp kullanılıyor.
3
Kağıt
Kağıdın icadı yazının kolaylaşmasına ve herkes tarafından okunabilmesine olanak sağladı. Bu da hiyerogliflerden daha kolay yazıya geçmemizi sağladı. Ayrıca varolan bilgilerin kaydının tutulması bilimde insanları çok çabuk geliştirdi.
2
Matbaa
Yazı ve kağıt başlı başına önemli buluşlardı ama bu ikisini birleştirip hızlı çoğalmasını sağlayan matbaanın buluşunun yarattığı etkiyi görmezden gelemeyiz. Bilginin herkes tarafından alınmasını sağladı, eğitimin daha düzenli olmasının yolunu açtı. Eğitimin kolaylı ve düzenli bir hale gelmesi insanın ortalama zekasının yükselmesinin sebebidir.
1
Aşı
Antik çağlarda kullanımı gözükse dahi aşının ilk düzenli kullanımı 18. yy’dır. En önemli örneği 1977 tarihinde yeryüzünden silinen çiçek hastalığıdır. Aşı sayesinde mikrop bulaşacak kimse bulamamış ve yok olmuştur. Atalarımızın çoğunu öldüren hastalıklar da artık bebekken olduğumuz aşılarla çabuk şekilde atlatılabiliyor.
 
 
http://www.listemiste.com/

Konfüçyus’un 10 Sözü

10.
Söz
İyi yönetilen ülkede fakirlik utanılacak birşeydir. Kötü yönetilen ülkede zenginlik utanılacak birşeydir.
9.
Söz
Yüce insan doğru olanı bilir, sıradan insan para getireni.
8.
Söz
Herkes göremese de, herşeyde güzellik vardır.
7.
Söz
Bilgeliğe üç yoldan ulaşılır. Birincisi düşünmek ki en iyisidir. İkincisi kendini sınırlandırmak ki en kolayıdır. Üçüncüsü tecrübe ki en acısıdır.
6.
Söz
Gerçek bilgi kendi cehaletinin farkında olmaktır.

5.
Söz
Marifet hiç düşmemek değil, her düştüğünde kalkabilmektir..
4.
Söz
Ne aradığını bilmeyen bulduğunu anlayamaz.
3.
Söz
Yoksul bir gence gerçekten yardım etmek istiyorsanız ona balık tutup vermeyin,balık tutmasını ögretin.Balık vererek bir ögün,balık tutmasını ögreterek bir ömür karnını doyurabilirsiniz…
2.
Söz
Aşk, dört nala giden at gibidir, ne dizginden anlar, ne söz dinler.
1.
Söz
Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceğini söyleyen adamdır
 
 
http://www.listemiste.com/konfucyusun-10-sozu.html